Çok severiz ‘son dakka’yı

http://www.zaman.com.tr/pazar_cok-severiz-son-dakkayi_2112289.html

Çok severiz ‘son dakka’yı

ARZU KILIÇ, Zaman Gazetesi, 21 Temmuz 2013

Ödevlerini hep pazar akşamlarına bırakan bir çocuk muydunuz? Ya da lise ve üniversitede sınava bir gece öncesinden çalışmaya başlayanlardan mı? Öğrencilerin yüzde doksanının hâlâ bu gruba dâhil olduğu istatistiki bir gerçekse de, asıl problem, bu alışkanlığın yetişkinlikte de yaygın şekilde devam ediyor olması.

Son ödeme tarihini bekleyen faturalar, misafir zile bastığında dolaplara tıkıştırılan dağınıklıklar, tren kalkmadan bir saat önce hazırlanmaya başlanan bavul, son otobüs kaçtığı için taksiye verilen para, ‘bir daha…’lar, ‘keşke…’ler, karın ağrısı, baş dönmesi, halsizlik, endişe ve türevleri… Amiyane tabirle, ‘yumurta kapıya dayanmadan’ bir şeyler yapabilenlerimizin sayısı hayli sınırlı. İşleri son dakikaya bırakma alışkanlığı hastalık kabul edilmese de, kronik bir hal almasının duygusal anlamda pek çok sıkıntıya yol açtığı ispatlı bir gerçek. Peki neden son dakikaya bırakıyoruz? Bu durumun bağımlılık yapan bir etkisi mi var, alışkanlık hayatlarımızı nasıl etkiliyor ve kurtulmak için neler yapılabilir?

Son dakika insanı olmanın artıları, eksileri

Birkaç kere işinizi son dakikaya bıraktınız. Üstelik ortaya dar zamanda çok iyi işler çıktı. Bu arada adrenalin ihtiyacınızı karşılamış olmanız da işin cabası… Siz de tüm bunların yaşattığı mutlulukla, belki farkında olarak belki de olmadan, bir son dakika insanı olma yolunda emin adımlarla ilerliyorsunuz. Ancak işlerin hep böyle yolunda gitmeyeceğini bilin. Yapılan araştırmalar, alışkanlık haline getirilen ertelemenin kızgınlık, pişmanlık, çaresizlik ve kendini suçlama gibi duygulara sebebiyet verdiğini ortaya koyuyor. Kişi, yeteneklerini tam anlamıyla kullanamadığı için işinde ilerleyemediği gibi, ailesi ve arkadaşlarıyla olan ilişkileri de bu durumdan olumsuz etkileniyor. Yapılmak için sırada bekleyen işlerin domino taşları gibi birbirlerini ertelemesi ise hem sosyal hem de mesleki hayatı sekteye uğratıyor.

Neden erteleriz?

  • Herkesin yapacağı işi son dakikaya bırakmasının altında birbirinden çok başka, hatta biri diğerinin zıddı nedenler bulunabiliyor. Ancak en çok şu durumlarda erteliyoruz…
  • İsteksizsek: Erteleme nedenlerinin başında, yapılan işe gönülsüz olma geliyor. Yapılması gereken iş konusunda istekli ve gönüllü değilseniz, mesela sevmediğiniz bir mesleği yapıyorsanız, işlerinizi son ana bırakmanız da kaçınılmaz oluyor.
  • Zamanı yönetemiyorsak: Kimilerinin son dakikacılığı ise tamamen zamanı yönetememelerinden ileri geliyor. Önceliklerin iyi belirlenememesi, olmazsa olmaz işlerin son dakikaya sıkışması şeklinde kendini gösteriyor.
  • Aşırı kaderciysek: Kimi insanlar geçmişte yaşarken kimileri de şimdiki zaman veya gelecek zamana yoğunlaşmış olabiliyor. Geçmişte yaşayan ya da şimdiki zamanda yaşamalarına rağmen ‘kaderci’ diye tabir edilip işi oluruna bırakan insanlarda, son dakikaya bırakma alışkanlığının daha yaygın olduğu gözlemlenmiş.
  • Özgüvenimiz eksikse: Son dakikaya bırakma, bazılarımızda yeteneğe duyulan güvensizlikten de kaynaklanabiliyor. Yapması gereken işi başaramayacağına dair endişe duyan bir kimse, işe başlama süresini de son ana kadar uzatıyor.
  • Kaygılıysak: Yapılacak işin bir başkası tarafından kontrol edileceğini bilmek de kaygı kaynaklı ertelemeye neden olabiliyor. Ya da normalde kaygılı yapıya sahip kişilerin zihinlerinde sürekli dönüp duran ‘ya şöyle olursa’ düşüncesi de yapılması gerekenleri erteleme nedenlerinden.
  • Anlam eksikliği duyuyorsak: Eğer bir iş anlamlı gelmiyorsa, başlamak için yeterli gücü bulmakta zorlanabilmeniz ve ‘yapacağım da n’olacak?’ düşüncesine kapılmanız da ihtimal dâhilinde. Bu yüzden hayatın anlamsız olduğunu düşünen depresyondaki kişilerde erteleme ve son dakikaya bırakma eğilimine sıklıkla rastlanıyor.
  • Otoriter bir ailede büyüdüysek: Sert ve kontrolcü anne-babaların çocukları da ertelemeyi dolaylı şekilde öğrenmiş oluyor. Kendisini düzene sokma becerisi yeterince gelişemeyen kişi, yapması gereken işi zamanında yapamıyor.

Yarına bırakmamak için…

İşinizi küçük parçalara ayırın: ‘Damlaya damlaya göl olur…’ Kocaman bir işi gözünüzde büyütmekle vakit kaybedeceğinize işinizi parçalara ayırın ve istediğinizle işe başlayın. Büyük bir işin üstesinden nasıl geleceğinize kafa yormaktansa idare edilebilir küçük parçalarla ilerleyebilirsiniz.

Çevrenizden yardım alın: Diyete başlayanlara da yapılan tavsiyelerden biri bu… Karşılaştığınız problemlerin çözümünde dış kontrolün etkisini küçümsemeyin. Özellikle yapacağınız önemli işleri ertelememeniz konusunda yakınlarınızdan sizi uyarmalarını isteyebilirsiniz.

Vaktinde biten işler için kendinizi ödüllendirin: İstemediğiniz bir işi zamanında tamamladığınızda kendinizi ödüllendirebilirsiniz. Zaten vaktinizi etkili kullanmayı alışkanlık haline getirdiğinizde kendinize zaman ayıracak ve gönül rahatlığıyla geçirebileceğiniz çok zamanınız kalacaktır.

Kaybedeceklerinizin farkına varın: İşinizi son dakikaya bırakmanın sadece son dakikaları işkenceye çevirmekle kalmayıp tüm zamanınızı öldürdüğünün farkına varın. Ertelemelerle boşa geçen zamanı ve yapmak istemediğiniz işin sizden beklediği zamanı kıyaslayın. Ayrıca işi son dakikaya bırakmanın, kabiliyetlerinizin tamamını göstermeniz önünde engel olduğunu da aklınızdan çıkarmayın.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: